Son Dakika
2019-03-23 20:36:02 Bekçiler Göreve Başladı 2019-03-23 13:53:09 MHP İstişare Toplantısı Yapıldı 2019-03-23 13:47:54 Siyasi Parti Temsilcileriyle Toplantı 2019-03-22 14:09:34 Baki Demirbaş Basın Toplantısı Düzenledi 2019-03-21 15:53:34 Haksever Ev Ev Çalışıyor 2019-03-21 15:40:57 Baki Demirbaş Otobüse Bindi 2019-03-21 15:33:41 Kaymakam Hastaneyi Denetledi 2019-03-20 21:49:54 Yabani Ağaçlara Meyve Aşısı Yapıyor

 

Madem Seni Aday Göstermediler, Sus Köşene Çekil

Madem seni aday göstermediler, o zaman ya sus köşene çekil.Yeni Şafak Faruk Aksoy ve İbrahim Tenekeci Yazıyor
08 Aralık 2018 Cumartesi 17:48:34

 

 

Üç kuruşa tamah etmezsen beş kuruşluk adam olmazsın…

  • 12
  •  
  • 1
  • 2
  • 1
  •  
 
 

Türkiye, yerel seçime giderken birden bire Gezi olayları neden hatırlatıldı, neden gündeme taşındı, buna bir anlam veremedim.

Fransa’da yaşanan hadiselere binaen benzerlikler kurulduysa bu çok yanlış.

 

 

 
 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Oradaki olayların sebeplerini doğru analiz etmek lazım, halkın ne istediğini bilmek, ona göre kıyaslama yapmak lazım.

Türkiye, yerel seçime gidiyor.

Bu işin doğası, yerel konulardır, o meselelerin tartışılması gerekir, yerel seçimler ideolojik hesaplaşmaların öne çıkarılacağı kulvar değildir.

Partilerin, adayların bölge bölge değerlendirilmesi, yapıp ettikleri hakkında, olumlu ya da olumsuz, kanaatlerin sandığa yansıması gerekir.

Ben, yaşadığım şehrin belediye başkanını başarısız buluyorsam, aynı partiden başka bir şehrin belediye başkanı iyi işler yaptı diye oy vermem mesela.

Ancak o zaman çalışan ve çalışmayan farkı ortaya çıkar, siyasetçi şuna buna yük olmadan kendi becerisi ve yeteneği ile kendi yolunu açar.

İkinci bir konu, aday değişiklikleri…

Bu mesele daha çok araştırma şirketlerinin yaptıkları çalışmalarla cevaplandırılabilir fakat bana kalırsa aday değişikliği bir önceki başkanın icraatlarını seçmene unutturmaz.

Muhakkak bir etkisi olur, yeni bir yüz, yeni bir heyecan ve hepsinden önemlisi yeni bir vizyon tabi ki önemli; fakat eski dönemden kalan miras da seçmen tarafından değerlendirilir.

Yeni adayların halka sunumu çok önemli…

Sadece bir dönem belediye başkanlığı yapmış birinin yerine başka bir aday gösterilmişse, bunun sebeplerini doğru anlatmak, seçimin kazanılmasında ya da kaybedilmesinde önemli bir faktördür.

Bir önceki başkanın enkazının altında kalan çok aday gördük.

Üçüncü konu seçim kampanyası…

Önce şunu söyleyeyim…

Bana göre seçimlere yüksek katılımın olması demokrasi adına bir gösterge değildir.

Tam aksine…

Sandığa giden insan sayısı ne kadar azalırsa, o ülkede demokrasi o kadar iyi noktaya gelmiş demektir.

Seçmen anayasal hakkını kullanır, gider oyunu verir, bunlar zaten oyunun kuralı.

Lakin o seçmen artık rahatsız edilmek istenmiyor, etrafında gürültü patırtı, horultu zırıltı istemiyor.

Partisinden aday olabilmek için şehrin her tarafının insanı utandıracak kadar yağ yakan posterlerle, afişlerle donatılmasını istemiyor.

Herkes yaşadığı bölgenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını biliyor, ona göre oy verecek zaten, bu iş bu kadar basit.

Yerel seçim bir uluslararası mesele değil ki…

Küçük bir Anadolu kasabasından, devasa bir şehre kadar sadece o bölgenin yerel sorunlarının değerlendirileceği bir seçim yapılacak nihayetinde.

Bitmeyen kaldırım inşaatlarından, akmayan sulardan, pis kokulardan, gereksiz harcamalardan şikayet eden, ya da etmeyen, belediyenin çalışmalarını yeterli gören halk bir karar verecek, hepsi bu.

Son olarak…

Aday adayı olup da aday gösterilmeyen siyasetçilerin tutumu hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum.

İnsan mert olmalı, ne düşünüyorsa, aklından ne geçiyorsa adam gibi söylemeli.

Bir partiden aday adayı olmuşsun, o parti uğruna canını vereceğini söylemişsin.

Hiç sevmediğim işlerdir fakat sen her şeyi göze alıp genel başkanın elini eteğini öpmüşsün, buna rağmen aday olamamışsın.

Kalkıyorsun, alttan alta pazarlıklara girişiyorsun, aday gösterilmemiş olmanın kiniyle hareket ediyorsun, sana yakın olan kitleyi kullanıyorsun, yapılmamış seçimden iş kotarmaya çalışıyorsun.

Hangi partiden olursan ol, dürüst ol, bu işlere tevessül etme.

Madem seni aday göstermediler, o zaman ya sus köşene çekil, ya da açıktan açığa rengini belli et, yolunu baştan çiz.

Büyük şehirler için bu söylediğim şeyin pek bir karşılığı olmaz ama Anadolu kasabalarında, ilçelerinde yerel seçimlerde ne berbat, ne kirli pazarlıkların döndüğünü yaşayarak öğrenmiş biriyim.

Kendi girdiği seçimde başkasına oy isteyen adamlar bilirim.

Her zaman söylüyorum, üç kuruşluk dünya menfaatine tamah etmezsen beş kuruşluk adam olmazsın.

O kadar…

Kısaca söylemek gerekirse

  • 51
  • 4
  •  
  • 16
  •  
  • 1
 
 

Emanet bahsinin neye karşılık geldiğini bilmeyen olabilir. Belediye başkan adaylarına evvela bu hassasiyet hatırlatılmalıdır.

 

 

 
 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Geçmişi bilir, geleceği bilemeyiz. Dolayısıyla, elimizdeki en geçerli ölçü, geride kalan günlerdir. Parti ayrımına girişmeden, İstanbul için soralım: Belediye başkanlığı yapıp da maddi açıdan ihya olmayan kaç kişi vardır? Gönlümüze aziz bir hatıra gibi doğan birkaç sima...

Evet, emanet. Bu kelime, son yıllarda “geçici” gibi hafif bir anlama gelmeye başladı. Emanetin kendisi geçici olabilir, fakat vebali kalıcıdır.

Bize emanet edilen imkânlar ve makamlar, bir gün mutlaka elimizden alınacaktır. Buradaki esas mesele, onları teslim ettikten sonra elimizin temiz kalıp kalmadığıdır.

Onca insanın gayret ve fedakârlığını kendi başarımız olarak göremez, gösteremeyiz. Emaneti şahsi kazanca dönüştüremeyiz. Yakınlarımızı kayıramayız. Yöneticiler için hısım ile hasım aynı anlamda birleşebilir. Vadi İstanbul’un her önünden geçişimde aklıma nedense bu cümle geliyor. Ormana sıfır.

1994 yılından bu zamana kadar farklı dönemlerde belediye başkanlığı ve etkili müdürlük yapmış birçok isim tanıyorum. Maalesef artık başka bir hayatın içindeler. Öncelikleri ve dertleri fazlasıyla değişti. Maddiyatla olan imtihanı ne yazık ki kaybettiler. Bu işin partisi falan olmuyor.

Bilgi, kibirle birlikte gelir. Kibrinizi bastıramazsanız eğer, başka bir şeye dönüşürsünüz. İlim, diğer insanları hor görme, rencide etme aracı haline gelebilir. Artık sizden vazgeçilmezi yoktur. Ağzınızdan en sık çıkan: O ne anlar?

Kibri beraberinde getiren iki şey daha var: Makam ve maddiyat. Kibri etkisiz kılmak yahut kılmamak biraz da fıtrat meselesidir. Önünüzde iki yol bulunur: Halktan biri veya kule sakini. Manevi açıdan dayanıklı, alkışa ve övgüye karşı dirayetli kimseler, kibir kulesine asla çıkmazlar.

İmza yetkisi, karar alma gücü, dev bütçeler ve emir veren olmak. Bunların nefsimize saldırısı ne fenadır.

Zorluk derecesi hayli yüksek günlerden geçiyoruz. Hayır, sadece dış güçleri, içerde yaşanan sıkıntıları kastetmiyoruz. Dikkat ederseniz, bereket ve huzur iyice azaldı. Yorgunluk ve usanç artıyor. Çünkü sürekli yeniden başlamak mecburiyetinde kalıyoruz. Bunun belli başlı nedenlerinden biri, emanet ehli olmayan kimselere teslim edilen emekler ve hayatlardır.

Demokrasinin hesap günü seçimlerdir. Kaybetseniz bile tekrar kazanma şansınız bulunur. Biz büyük hesap gününe inanan insanlarız. Mahşerde telafi hakkımız olmayabilir. Emaneti ziyan etmiş, kul hakkına gereken özeni göstermemiş, helal lokmayı zedelemiş, suiistimale göz yummuş biri olarak orada bulunmak ister miyiz? Bu sorunun bizi götürdüğü yer: Emaneti koruyan, aslında kendisini korumuş olur.

Üç kuruşa tamah etmezsen beş kuruşluk adam olmazsın…

  • 12
  •  
  • 1
  • 2
  • 1
  •  
 
 

Türkiye, yerel seçime giderken birden bire Gezi olayları neden hatırlatıldı, neden gündeme taşındı, buna bir anlam veremedim.

Fransa’da yaşanan hadiselere binaen benzerlikler kurulduysa bu çok yanlış.

 

 

 
 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Oradaki olayların sebeplerini doğru analiz etmek lazım, halkın ne istediğini bilmek, ona göre kıyaslama yapmak lazım.

Türkiye, yerel seçime gidiyor.

Bu işin doğası, yerel konulardır, o meselelerin tartışılması gerekir, yerel seçimler ideolojik hesaplaşmaların öne çıkarılacağı kulvar değildir.

Partilerin, adayların bölge bölge değerlendirilmesi, yapıp ettikleri hakkında, olumlu ya da olumsuz, kanaatlerin sandığa yansıması gerekir.

Ben, yaşadığım şehrin belediye başkanını başarısız buluyorsam, aynı partiden başka bir şehrin belediye başkanı iyi işler yaptı diye oy vermem mesela.

Ancak o zaman çalışan ve çalışmayan farkı ortaya çıkar, siyasetçi şuna buna yük olmadan kendi becerisi ve yeteneği ile kendi yolunu açar.

İkinci bir konu, aday değişiklikleri…

Bu mesele daha çok araştırma şirketlerinin yaptıkları çalışmalarla cevaplandırılabilir fakat bana kalırsa aday değişikliği bir önceki başkanın icraatlarını seçmene unutturmaz.

Muhakkak bir etkisi olur, yeni bir yüz, yeni bir heyecan ve hepsinden önemlisi yeni bir vizyon tabi ki önemli; fakat eski dönemden kalan miras da seçmen tarafından değerlendirilir.

Yeni adayların halka sunumu çok önemli…

Sadece bir dönem belediye başkanlığı yapmış birinin yerine başka bir aday gösterilmişse, bunun sebeplerini doğru anlatmak, seçimin kazanılmasında ya da kaybedilmesinde önemli bir faktördür.

Bir önceki başkanın enkazının altında kalan çok aday gördük.

Üçüncü konu seçim kampanyası…

Önce şunu söyleyeyim…

Bana göre seçimlere yüksek katılımın olması demokrasi adına bir gösterge değildir.

Tam aksine…

Sandığa giden insan sayısı ne kadar azalırsa, o ülkede demokrasi o kadar iyi noktaya gelmiş demektir.

Seçmen anayasal hakkını kullanır, gider oyunu verir, bunlar zaten oyunun kuralı.

Lakin o seçmen artık rahatsız edilmek istenmiyor, etrafında gürültü patırtı, horultu zırıltı istemiyor.

Partisinden aday olabilmek için şehrin her tarafının insanı utandıracak kadar yağ yakan posterlerle, afişlerle donatılmasını istemiyor.

Herkes yaşadığı bölgenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını biliyor, ona göre oy verecek zaten, bu iş bu kadar basit.

Yerel seçim bir uluslararası mesele değil ki…

Küçük bir Anadolu kasabasından, devasa bir şehre kadar sadece o bölgenin yerel sorunlarının değerlendirileceği bir seçim yapılacak nihayetinde.

Bitmeyen kaldırım inşaatlarından, akmayan sulardan, pis kokulardan, gereksiz harcamalardan şikayet eden, ya da etmeyen, belediyenin çalışmalarını yeterli gören halk bir karar verecek, hepsi bu.

Son olarak…

Aday adayı olup da aday gösterilmeyen siyasetçilerin tutumu hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum.

İnsan mert olmalı, ne düşünüyorsa, aklından ne geçiyorsa adam gibi söylemeli.

Bir partiden aday adayı olmuşsun, o parti uğruna canını vereceğini söylemişsin.

Hiç sevmediğim işlerdir fakat sen her şeyi göze alıp genel başkanın elini eteğini öpmüşsün, buna rağmen aday olamamışsın.

Kalkıyorsun, alttan alta pazarlıklara girişiyorsun, aday gösterilmemiş olmanın kiniyle hareket ediyorsun, sana yakın olan kitleyi kullanıyorsun, yapılmamış seçimden iş kotarmaya çalışıyorsun.

Hangi partiden olursan ol, dürüst ol, bu işlere tevessül etme.

Madem seni aday göstermediler, o zaman ya sus köşene çekil, ya da açıktan açığa rengini belli et, yolunu baştan çiz.

Büyük şehirler için bu söylediğim şeyin pek bir karşılığı olmaz ama Anadolu kasabalarında, ilçelerinde yerel seçimlerde ne berbat, ne kirli pazarlıkların döndüğünü yaşayarak öğrenmiş biriyim.

Kendi girdiği seçimde başkasına oy isteyen adamlar bilirim.

Her zaman söylüyorum, üç kuruşluk dünya menfaatine tamah etmezsen beş kuruşluk adam olmazsın.

O kadar…

 

 

Facebook'ta Paylaş
Editör Selahattin Keser
Yorum ekle Bu haberi yazdırmak için tıklayınız

 

  

 

  

 

 

 

 

 


Yorumlar
Kayıtlı yorum bulunamadı
Diğer Haberler
Yazarlar

  

 

 

 

 

Çok Yorumlananlar
Anket
Çubuk Belediyesi ,Ankara Bulvarı Şabanözü Kavşağında yapılacak ve Çubuk'u temsil edebilecek SEMBOL bir yapı olarak hangisini görmek istersiniz
Turşu Kuran İnsan Figürü
Bahçe İşleriyle Uğraşan İnsan Figürü
Klasik Turşu Bidonu
Yıldırım Beyazıt Heykeli
Yıldırım Beyazıt ve Timur Heykeli
Hiçbiri
Hava durumu (Ankara)
ANKARA
Hakkında
Çubuk İlçesi Yerel Haber Sitesi

Anasayfa   |   Nöb. Eczaneler |   Hakkımızda |   Künye

© 2008 Çubuk Sesi Haber

Yazılım:Salih KİRAZ