Son Dakika
2022-04-27 13:40:15 Bir iyilik yap !... , 2022-03-22 09:11:32 Çubuk'ta Yaşlı Çift Dolandırıldı 2022-03-22 09:07:53 Çömlekçiler Mahallesi 2022-03-22 08:55:42 iyi Parti Çubuk ilçe Başkanı görevi bıraktı 2022-03-22 08:53:20 Mahsur Kalan Aile Kurtarıldı 2022-03-22 08:43:21 Tahtalı Cami 2022-03-09 15:33:17 Mostar Köprüsü 2022-02-23 12:07:33 Soba Zehirlenmesi: 1 Ölü

Toprak Ana

Şefkatli, cömert, mütevazi ve gönlü bol bir ANA!
25 Ocak 2022 Salı 14:38:38

 Toprak Ana

   ‘’Anadolu’nun yüzyıllar içinde oluşturduğu, mezhep, soy, sop ayırmaksızın kendi içinde harmanladığı, Ulu kişilerin öğütleri ve tavsiyeleriyle yetişen, Anadolu insanının belki de son temsilcilerinden biriydi TOPRAK ANA! …’’

    Hava artık yavaş yavaş kararıyordu ve ben hala yürüyordum. Hiç bilmediğim bir yolda, hiç bilmediğim bir yere doğru. Minibüsteki muavinin söylemine göre çoktan ulaşmam gerekiyordu gideceğim yere. ‘’Şu yolu takip et, gideceğin köy hemen ilerde ’’demişti bana. Hava iyice kararmış ve artık yolu göremiyordum. Gideceğim yöne doğru bakıp, bir işaret, bir ışık arıyordum. Ama hiç bir şey görünmüyordu.  Yoldan da ne gelen vardı, nede giden. Epeyce yürüdükten sonra, uzaktan köpek sesleri duymaya başladım. Biraz daha gidince ışıklar çok azda olsa görünüyordu. Nihayet bir köyün içine doğru giriyordum. Köyde sokak lambası olmadığı için evler çok zor seçiliyordu. Evlerdeki idare lambaları evleri biraz olsun fark etmemi sağlıyordu. Köye girince karşıma çıkan ilk evin kapısını çaldım.

   Tek katlı, çatısı kaşlı, önünde küçük bir bahçesi olan bir evdi. Biraz çaldıktan sonra nihayet kapı açıldı. Ellerinde idare lambasıyla, 50 yaşlarında bir kadın ve 17-18 yaşlarında bir genç kapıda belirdi. Kadın ’’hayırdır evladım kime baktın’’      dedi. Bende’’……  köyü burasımı teyze? ’’diye sordum. O da ’’yok evladım o köy bayağı uzak buraya. Sen ne yapacaksın bu saatte o köyde?’’ diye sordu. Bende kısaca ‘’Ankara’nın Çubuk ilçesinden geldiğimi, nişanlımın kütüğünün orda olduğunu, nikah işlemlerini hızlıca yapabilmek için muhtara bazı evrakları imzalatmam gerektiğini’’ anlattım. ’’Bana o köye, ücreti mukabilinde bir vasıta bulabilir misiniz? ’’diye de sordum. O da ’’gecenin bu saatinde vasıta bulmanın zor olduğunu, vaktin bayağı ilerlediğini söyledi. Bu gece burada misafirimiz ol, sabah erkenden seni göndeririz’ ’dedi. ‘’Yok teyzem hem size rahatsızlık vermeyeyim, hem de benim acil geri dönmem lazım’’ dedim.

   Kadın o kadar ısrar ediyordu ki, sanki karşımda öz halam veya teyzem varmış gibiydi. Benim içinde bulunduğum durumdan etkilenip, üzüldüğü her halinden belliydi. Çok yorulmuş ve üşümüştüm. Başka çaremin kalmadığını anladım ve davetini kabul ettim. Beraberce içeriye girdik. Bir köşesinde sedir, bir tarafında somya olan, çıtır çıtır yanan bir sobanın olduğu oturma odasına girmiştik. Yorgunluktan sedire nasıl oturduğumu anlayamamıştım. Biz o genç arkadaşla sohbet ederken kadın dışarı çıkmıştı. Biraz sonra elinde kocaman bir tepsiyle içeri girmiş ve yere sofra kurmuştu. ‘’Hadi buyur ’’dedi bana. ‘’Niye zahmet ettin teyze’’ dedim ama kurt gibide acıkmıştım. Sofraya oturup yemeğimi yerken, bende onların durumunu sordum. Kocasının ve büyük oğullarının Ankara’da, başka şehirlerde inşaat işlerinde çalıştığını, kendisinin de küçük oğluyla beraber köyde kalarak tarla ve bahçe işleriyle uğraştıklarını anlattı. Toprakla uğraşan Anadolu köylüsünün ekseriyetinde olan o dinginlik, mütevazi duruş ve cömertlik bu kadının her halinden hissediliyordu. Elleri nasırlaşıp, çatlamaya başlamış, teninde güneşte fazla kaldığından oluşan hafif kırışıklıklar vardı. Evi ve ailesi için var gücüyle çalışan, buram buram toprak kokan bu kadına hayran olmuştum. Oğlunun odasında bana da bir yer yatağı hazırlamıştı.

    Sabah erkenden kalkmış, Teyze’nin hazırladığı kahvaltı sofrasına oturmuştuk. Sonra oğluyla beraber beni de yolcu etmişti. Evin önündeki traktöre binerken, bir yandan da vedalaşıyorduk. Genç adamın sürdüğü traktörle nihayet yola çıkmıştık. Öbür köye gideceğiz sanıyordum fakat o beni ilçeye getirmişti. Nedenini sorduğumda, bugün ilçede Pazar kurulduğunu, gideceğim köyün muhtarının da burada olacağını, kendisinin de burada işleri olduğunu söyledi.

    Traktörü park ettikten sonra, zaten küçük olan ilçe merkezinde gezmeye başladık. Karşı kaldırımdan yürüyen birini gösterdi ve ’’bu adam o köylü’’ dedi. Ben şununla konuşarak, muhtarı sorayım diyerek yanına gittim. Selam verip hangi köylü olduğunu ve muhtarı sordum. Oda kim olduğumu, muhtarla ne işim olduğunu sordu. Kayınpederin ismini vererek ,’’düğün tarihinin yakın olması sebebiyle evrakları elden getirdiğimi, imzalatıp hemen dönmem gerektiğini’’ söyledim. Meğer adam kayınpederin dayısının oğlu, muhtarında 1. Azasıymış. Çok memnun olmuştu, fakat muhtarın ilçeye gelmediğini, bazı işleri için köyde kaldığını söyledi. Buradaki işlerini bitirdikten sonra köye giderek benim işimi de halledebileceğimizi söyledi. Bende memnun olmuştum. Şu gençle vedalaşıp gidelim dedim. Arkamı dönüp karşıya baktığımda genç adam orada değildi. Caddenin ilerisine gerisine de baktım ama yoktu. Benim telaşla birini aradığımı gören adam ne olduğunu sordu. Bende dün onların köye giderken geç saate kaldığımı, ….  Köyü’nde misafir olduğumu, evin gencinin de beni buraya getirdiğini anlattım. Teni sarıya çalan adamın kıpkırmızı olduğunu gördüm.

     İlçedeki işlerimizi bitirdikten sonra nihayet köye gelmiştik. Muhtarla işimizi hallettiğimizde ise vakit ikindiyi çoktan geçmişti. Ben biran önce yola çıkmam gerektiğini söylüyordum ama kayınpederin dayıoğlu, vaktin geç olduğunu illa bir gecede onlarda kalmamı ısrarla belirtiyordu. Çaresiz kabul etmiştim, ama beni bir günlüğüne buraya gönderen Babama üç gündür nerde olduğumu nasıl anlatacağımı bilemiyordum. Eve gidip yemeğimizi yedikten sonra, sedire oturup sohbet etmeye başlamıştık. Kayınpederimin(Allah rahmet eylesin) çocukluk çağında köyü terk edip gittiğini, nişanlımın da nüfus kütüğünün burada olmasından başka burayla hiçbir bağının olmadığını teyit ettik. Günübirlik gelip gideceğimden onlara da haber vermemiştim. Adama ‘’bir şeyi merak ettiğimi, ilçedeyken başka bir köyde kaldığımı söyleyince niye öyle tepki verdiğini’’ sordum? Oda biraz çekinerek anlatmaya başladı. ’’Bizim köyle o köy arasında husumet, hatta kan davası var. Arazi anlaşmazlıkları ve ormanı kim, nerden kesecek tartışmaları kavgaya dönüştü ve üç kişi hayatını kaybetti. Bu yüzden birbirimizle karşılaşmamak için yolumuzu değiştiririz, bizim köyden kimse o köye gitmez, onlarda buraya gelemezler. Sen o köyde kaldığını söyleyince hem çok şaşırdım, hem de utandım’’ dedi.

    O gece nasıl yattığımı, sabah kalkıp ilçeye, oradan da Çorum’a nasıl geldiğimi tam olarak hatırlamıyorum. Otobüse binip, Ankara’ya doğru yola çıkınca yaşadığım bu olayı kafamda toparlamaya çalışıyordum. Evinde misafir olduğum kadının ilk karşılaşmamızda niye vasıta ayarlamadığını anlamıştım. O gencin beni öbür köy yerine ilçeye getirmesini ve adamla konuşmaya giderken ortadan kaybolmasını da normal karşıladım. Çünkü işin içinde can tehlikesine varan sıkıntılar olabilirdi. Ama bir şey vardı ki aradan 40 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen hala çözememiştim. Tanrı misafirinin ne olduğunu biliyordum. Ama bu onun ötesinde bir şeydi. İnsanın bunu yapabilmesi için bütün egolarından arınması gerekir ki, bildiğim kadarıyla buda ancak Allah’a çok yakın kişilerde olan bir durumdu. Adını bile bilmediğim bu yüce gönüllü insana, galiba nasıl hitap edeceğimi bulmuştum.

    Bizi ondan yaratıp, tekrar ona döndüren Allah’ın, insanoğluna verdiği en değerli nimet olan TOPRAK! ...

   Şefkatli, cömert, mütevazi ve gönlü bol bir ANA! ...   

   Anadolu’nun yüzyıllar içinde oluşturduğu, mezhep, soy, sop, ayırmaksızın kendi içinde harmanladığı, Ulu kişilerin öğütleri ve tavsiyeleriyle yetişen, Anadolu insanının belki de son temsilcilerinden biriydi TOPRAK ANA! …

   Rabbim’ den dilerim ki sana Mağfiretiyle muamele etsin ve Cennet’in de güzel bir yer versin TOPRAK ANA! …

           Allah’a emanet olun.  Fatih Yaşar Arslan

Facebook'ta Paylaş
Editör Selahattin Keser
Yorum ekle Bu haberi yazdırmak için tıklayınız

 

 

 

 

 

  

 

  

 

 

 

 

 


Yorumlar
Kayıtlı yorum bulunamadı
Diğer Haberler
Çömlekçiler Mahallesi
Seksenlerin başlarına kadar, Çubuk üç mahalleden oluşuyordu.
Mostar Köprüsü
Hiç gitmek nasip olmasa da, her zaman yüreğimde taşıdığım, her karışında ecdadımızın izleri olan, ata yadigarı
Çubuk,Çarşı Pazar
Yetmişli yıllardayız ve Çubuk‘un o yıllarını hatırlamaya devam ediyoruz.
Mağfel
Girişinde çay bahçesi yazıyordu ama herkes oraya mağfel diyordu. İlk defa gördüğümde çok şaşırmıştım.
Yazarlar

 

 

 

 

 

 

 

Çok okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket
Çubuk Belediyesi ,Ankara Bulvarı Şabanözü Kavşağında yapılacak ve Çubuk'u temsil edebilecek SEMBOL bir yapı olarak hangisini görmek istersiniz
Turşu Kuran İnsan Figürü
Bahçe İşleriyle Uğraşan İnsan Figürü
Klasik Turşu Bidonu
Yıldırım Beyazıt Heykeli
Yıldırım Beyazıt ve Timur Heykeli
Hiçbiri
Hava durumu (Ankara)
ANKARA
Hakkında
Çubuk İlçesi Yerel Haber Sitesi

Anasayfa   |   Nöb. Eczaneler |   Hakkımızda |   Künye

© 2008 Çubuk Sesi Haber

Yazılım:Salih KİRAZ